araştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
araştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2022 Pazar

Gürültü Çağında Sessizlik

Eskişehir'de dolaşırken rastladığım ve okuduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Norveçli kaşif, yayıncı ve yazar Erling Kagge tarafından yazılmış olan, "Gürültü Çağında Sessizlik", sessizliğe düşülmüş 33 nottan oluşuyor. Erling, üç kutup noktasını geçen ilk kaşif olarak biliniyor. Keşifleri ve kişisel yolculuğu sırasında sessizlik üzerine elde ettiklerinden, hislerinden ve düşüncelerinden bahsediyor. 

Beni yeni tanıyan ya da uzun süredir tanımakta olan insanların, benimle ilgili düşündükleri ortak bir şey var, sessiz ve sakin olmam. Ben de sorduklarında genelde kendimi bu iki kelime ile tanımlarım. Belki de kendimizi, ancak bizi tanıyan insanların tanımları ile tanımlıyoruz. Oysa sessizlik, kişinin kendini keşfi ile hemhal. Kitabı okurken sessizliğin ne olduğu üzerine düşündüm. Kitabı bitirdiğimde ise sessizliğin tanımlanamayacağı kanaatine vardım. Çünkü sessizliği tanımlamaya kalktığınızda, sesleri kullanmanız gerekiyor, sessizliği bozmuş olmanız gerekiyor. Oysa sessizlik herhangi bir yerde, zamanda ya da anda var olan bir şey değil. Sessizlik sizin yarattığınız, ses ile olan ilişkinizden doğan ve her şeyde olduğu gibi zıttı ile var olan bir şey. Şey diyorum çünkü tam anlamı ile tanımlanamayan her şeyin, doğal olarak "şey" hali ile kalması gerektiğini düşünüyorum. Üstelik, her şey tanımlanmak zorunda değil, öyle değil mi? 

Gündelik hayatımda çok fazla konuşmayı tercih eden bir insan değilim. Genelde dinlerim, hemen konuşmaktan ya da yorum yapmaktan imtina ederim. Ludwig Wittgenstein, "üzerine konuşulamayan hakkında susmalı" demiş. Tam da böyle bir şey aslında bahsetmek istediğim. Hep düşünürüm; dil, kendimizi ifade etmek için yeterli bir araç değildir. Dil, hiçbir zaman asıl değildir, asıl olmamıştır. Asıl olan belki de sessizliktir, bu sessizliğin bozulması ile ortaya çıkan her şey ise, insan evladının sıkılmasının bir ürünüdür. Basbayağı, dümdüz şekilde, bir can sıkıntısının eseri. 

Dünyayı dışarıda bırakmanın keyfine henüz varamadım, tek bildiğim dünya beni dışarıda bırakmadan önce bir gün bunu başaracabileceğim. 

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Yüksek Lisanstan Mezun Oldum

Bir süredir yazamıyorum. Dün tez savunmam vardı. Okullar kapandığından beri yoğun bir şekilde tez savunmama hazırlandım. İnsan her şey mükemmel olsun, bir kusur olmasın istiyor. Malum iki yıllık bir maceranın emeği, bir yıl da ders aşamasını eklersek tezli yüksek lisans yapmak dışarıdan görüldüğü kadar kolay değilmiş bunu anladım. Üstelik bir de çalışıyorsanız derslere odaklanmak ve zaman ayırıp güzel bir konu çalışabilmek zor iş vesselam. 

Tez savunmam güzel geçti, jüri üyelerinin hepsi tezimi onayladı. Yüksek lisanstan sınıf arkadaşlarım da yanımdaydı, onların desteği bana güç verdi. Jürinin bitiminde adet olduğu üzere hocam cübbe giydirdi, fotoğraf çekildik ve yeni anılar biriktirdik. 

Ardından okul kafesinde tez danışmanıma yemek ısmarladım ve vedalaştık. Sonrasında çok sevdiğim sınıf arkadaşlarımı yemeğe çıkardım. Bir güzel yemek yedik, ardından kahve eşliğinde sohbet ettik.

Kısa bir sürede birtakım düzeltmeler yapmam gerekiyor. Hiç durmadan hemen düzeltmeleri yapmaya koyuldum. Onları tamamladıktan ve enstitüye son halini teslim ettikten sonra mezuniyet işlemlerim başlayacak. Lisanstan sonra bir üç yılı daha devirip yüksek lisansı da tamamladık. Bir de üstüne 25 yaşında kocaman bir adam olduk. 

Tezimin çıktısına baktıkça mutlu oluyorum. Emeğim var orada, yazdığım, araştırdığım her bir satır, her bir tablo ve analiz benim için çok kıymetli. İnsanın bir şeyler üretmesi ne kadar da güzel. 

Şu işler bir bitsin hemen yaz tatili planlarımı uygulamaya başlayacağım. Eh hak ettik kocaman güzel bir tatili.

Başarı ve mutluluğunuz daim olsun efendim, güzel günleriniz olsun. 

15 Mart 2016 Salı

Bilme İsteği

Bilmiyorum sizde de böyle bir his var mı? En açık şekilde nasıl ifade edebilirim emin değilim ama bende, beni çok fazla rahatsız eden bir "bilme isteği" var. Buna "bilme isteği" diyorum. 

En büyük hayalim olan üniversiteyi İstanbul'da, iyi bir okulda okudum. Öğretmen oldum. Ki bunu istiyordum. Ardından benim için yeterli gelmedi bu. Yine aynı üniversitede yüksek lisans eğitimime başladım. Bitmek üzere, tez yazıyorum. Ama aradığım şey bu da değilmiş. Tamamladıktan sonra bir bölüm daha okumak istiyorum. Sanat ile ilgili olsun diyorum. Bu beni tatmin edecek mi ondan da emin değilim. 

Bir sanat ve kültür sitesinde yazılar yazıyorum. Tiyatro, edebiyat, müzik ve sinema üzerine genelde. Bu beni çok mutlu ediyor. Blogumda aktif olarak sekiz yıldır yazılar yazıyorum. Sanat, edebiyat ve kişisel yaşam ağırlıklı. Bu da beni çok mutlu ediyor. 

Bunların dışında, iki yıl bir vakıfta eğitim sorumluluğu ve gönüllülük yaptım. Roman mahallesinde bir okul, doğu topraklarında sınır bölgelerinde gönüllü öğretmenlik yapmışlığım var. İşaret dili tercümanlığı eğitimim var. Tüm bunların dışında bir sürü sertifikam, aldığım kısa süreli eğitimler var. Kişilik analizinden tutun da çocuk bakım uzmanlığına kadar pek çok eğitim aldım. Doğa kamplarına katıldım, bilimsel kamplarda bulundum. Mesleğimle ilgili pek çok eğitim aldım. Yeterli mi? Asla değil. 

Ülkenin en iyi okullarından birinde çalışıyorum. Bir önceki okulum da çok prestijliydi. Bu idealimi de gerçekleştirdim. Ama bir şekilde bu da yeterli değil benim için. Bazen çıldıracak gibi oluyorum, rahat zamanlarımda kendime çok kızıyorum. 

Çok fazla edebiyat okuyorum. Roman, hikaye, dergi, gazete elime ne geçerse okuyorum. Bilinçli bir okuyucuyum bu konuda. Hatta bu aralar bu "bilme isteğinin" endişesini hat safhada, iliklerime kadar hissediyorum. Sosyal hayatımı son iki aydır neredeyse sıfırladım. İşten artan kalan vakitlerimde sürekli edebiyat okuyor ve sanat filmleri izliyorum. Bağımsız sinema benim için bir tutku. 

Tüm bunları yaparken hala büyük bir arayış içerisindeyim. Öğrenecek ve okuyacak onca şeyimiz var. Bu sizi rahatsız etmiyor mu? Ben sürekli bunun endişesini duyuyorum. Daha fazla ne yapabilirim diye soruyorum kendime, yaptığım şeyler yeterli gelmiyor. Farkındayım ki her şeyi öğrenmem mümkün değil, her şeyi bilmem. Ama daha fazlasını yapabilirim diyorum. 

Bazen bunun için mutluluk duyuyorum. Yaşam nedenimizden tutun da dinlere kadar her şeyi sorguluyorum. Sorgulayabildiğim için mutluluk duyuyorum. Ama bir yanım da hep endişe halinde. Daha çok genç olmama rağmen zaman çok hızlı akıyor gibi geliyor ve daha kat etmem gereken çok fazla yol var. Yoksa aklımı mı oynatıyorum emin değilim? Bu arayış hali akıllı işi mi yoksa deli işi mi inanın onu da bilmiyorum. Sonu nereye varacak merakla bekliyorum.