Dün işten geldikten sonra ne yapsam ne yapsam diye deli kuş gibi evin içinde dört dönerken birden aklıma geldi, ne zamandır erteliyorum açıp izleyeyim bari şu filmi dedim ve call me by your name'i izledim.
Uzun süredir bu kadar dokunaklı bir film izlememiştim, filmin geçtiği mekan çok hoşuma gitti. Kuzey İtalya, yeşiller içinde eski ve güzel bir ev. Gizli sığınaklar, su yalakları, nehir, deniz, tarihi eserler ve sanat dolu bir coğrafya. Tüm bunların dışında Elio karakterine can veren yetenekli oyuncu timothee chalamet gerçekten harika bir performans sergilemiş. Epik, enteresan bir yüz. Ve kaslı, bebek yüzlü aktör bayağılığından bizleri kurtardığı için ayrıca tebrik etmek istiyorum.
Her ne kadar film klişe bir konudan yola çıksa da, klişe bir konu ile nasıl muhteşem bir film yapılabileceğinin dersi verilmiş sanki. Son sahnede elimde ince belli çay bardağı ve bir sigara ile birkaç damla gözyaşı döktüğümü de itiraf etmeliyim. Özellikle son telefon konuşması sahnesinde, elioooo, oliverrrr...
your etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
your etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Haziran 2018 Çarşamba
15 Temmuz 2014 Salı
Kill Your Darlings
"Bazı şeyleri bir kere sevdiğiniz zaman sonsuza kadar sizin olurlar.Ve eğer gitmelerine izin verirseniz dönüp dolaşıp size geri dönerler.Kimliğinizin bir parçası olurlar.Ya da sizi mahvederler."
Ünlü eşcinsel şair Allen Ginsberg'ün ağırlıklı olarak işlendiği filmde,1944 yılında Beat Kuşağı öncülerinin ortaya çıkışları,hayatları ve hayatlarına dair komplike olan her şey anlatılıyor.Lucien Carr'i canlandıran Dane Dehaan ise oldukça başarılı.Daha önce In Treatment'ta hayranlıkla seyrettiğim oyuncu,gerçekten iyi bir iş çıkarmış.
Şair Allen Ginsberg rolündeki Daniel Radcliff'in ise kimi olumsuz eleştirileri hak etmediğini düşünüyorum.Özellikle aşık olduğu adam Lucien'e veda sahnesinde gösterdiği performans oldukça etkileyiciydi.
Filmde yer alan eşcinsel ilişki sahnelerinin ise abartılı olduğunu düşünmüyorum.Lucien Allen'a veda ederken,artık kendisinden bağımsız olmasını dikte edici bir konuşma yapıyor.Allen ise önüne gelen ilk fırsatı değerlendiriyor.Bunun onu bağımsızlaştıran en önemli nokta olduğunu düşünüyorum.Sevdiği insana bağımlı yaşayan insanların,ilişkilerinde büyük bir kırılma noktasına ihtiyaçları vardır.İkili ilişkilerde dahi özgürlük ancak bağımlılıktan geçer.
David'in Lucien'e olan aşkı da ilgimi çeken kısımlardan biriydi.
Heyecan verici,başarılı bir yapımdı.Sanırım artık Allen Ginsberg'in şiirlerini okuma zamanı geldi.Unutmadan,okunacaklar listesinin devamında "Ve Hipopotamlar Tanklarında Taşlandılar" da olacak elbette.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
