13 Haziran 2018 Çarşamba
Call Me By Your Name
Uzun süredir bu kadar dokunaklı bir film izlememiştim, filmin geçtiği mekan çok hoşuma gitti. Kuzey İtalya, yeşiller içinde eski ve güzel bir ev. Gizli sığınaklar, su yalakları, nehir, deniz, tarihi eserler ve sanat dolu bir coğrafya. Tüm bunların dışında Elio karakterine can veren yetenekli oyuncu timothee chalamet gerçekten harika bir performans sergilemiş. Epik, enteresan bir yüz. Ve kaslı, bebek yüzlü aktör bayağılığından bizleri kurtardığı için ayrıca tebrik etmek istiyorum.
Her ne kadar film klişe bir konudan yola çıksa da, klişe bir konu ile nasıl muhteşem bir film yapılabileceğinin dersi verilmiş sanki. Son sahnede elimde ince belli çay bardağı ve bir sigara ile birkaç damla gözyaşı döktüğümü de itiraf etmeliyim. Özellikle son telefon konuşması sahnesinde, elioooo, oliverrrr...
25 Mayıs 2015 Pazartesi
A Monster Like Me
31 Ağustos 2013 Cumartesi
Mechanical Bull
Kings Of Leon,lise dönemimden beri takip ettiğim ve müzikal altyapılarını,iç dünyalarını sevdiğim ender gruplardan bir tanesi.Ve grubu sevmemdeki en büyük etkenlerden biri de elbette Caleb Followill.Sesi ve duruşu çok farklı bir adam.Bir de sanırım dünyadaki en güzel gülümseyen adamlardan biri.
Albüme az kala,bu iki güzel Kings Of Leon şarkısını dinlemeye devam.
23 Temmuz 2011 Cumartesi

Gerçekten önemi yok mu ? Yanınızdaki insanların statüleri,gelirleri,kültürel düzeyleri,giyimi,tarzı,yaşama biçimi,dış görünümü,aile yapısı,anne ve babası,abi,abla ve kardeşleri,akrabaları ? Gerçekten insaların sizinle iletişim kurmaları için cüzdanlarının dolu,evlerinin klimalı,yüzlerinin makyajlı olması önemli değil mi ?
Tıpkı sokakta yaşayan insanlara yüzümüzle birlikte vücudumuzun başka uzuvlarını da aynı anda dönebildiğimiz gibi,hayatın da bize karşı dönen uzuvları var.İnsanı insan olduğu için sevebilmek ne de zor oysa.Sosyal veya cinsel mesaj vermek değil.Nikaragua devrimini anlatmak ya da sanal sosyalizim de değil yapılan,siyasetin tadı bok gibi zaten.
Sadece güzel müzikler çalsın bu dünyada.
Başlık bi "Flyleaf" şarkısı.
Aydilge'de dikkati çeker,aynaya baktığımızda neden kendimizi çirkin görelim ki diye."Kalbim Hep Seninle" diye bi şarkısı vardır ve orada der ki ;
Dur ağlama,dön bir bak aynaya
Çok güzelsin aslında,dur ağlama
Siyaset Bilimi hocamız da söylerdi,aynaya baktığınız her an ne kadar güzel olduğunuzu söyleyin kendinize,durmadan tekrarlayın diye.
Tekrar yapmayı sevmezdik hiç okullarda oysa,böyle büyüdük.Öğretilmedi.
13 Temmuz 2009 Pazartesi
Kiss Me
Ne gündü ama;bu sabah alışık olmadığım halde yalnız kahvaltı yaptım.Çünkü annem yeni işine başladı.Sarsıntılı bir hayat sonrası hayatımız düzenli bir hayat-ı muhakemeyi atlattı sanırım.Allah’ım sana çok şükürler olsun.Annem yeni işinde kendine ait bir odası olan muhasebeci bir bayan artık.Hee,bilgisayar,Internet,fotokopi makinesi bile var…Daha ne isteyelim mutluluk bu.Kahvaltımı yaptıktan sonra bir film koyayım dedim ama olmuyor sıcaklarda.Şu Şafak Vakti’ni bile bitiremedim daha.İnanın yoğun yazılı döneminde bile daha çok kitap
okuyordum.Neyse;entelektüel birikimleri köşe başında bıraktıktan sonra mahremiyetin en ücra köşelerine dalıyorum.Sayın şan babama nafaka davası açmak üzere yolumuz arzuhalcide kesildi.Dilekçe yazdırdık ve 20 milyon gömüldük.Sonra tamda mahkemeye vardık bilgi öğreniyorduk davayı açıyorduk ve heyecanlı bir sürü şey.Bölecekleri paranın yüz elli liradan fazla olamayacağını,ayrıca davanın ne kadar süreceğinin belli olmadığını,adli tatilin havuz keyfini kaçırmanın yersiz olduğunu ve bunun gibi bir zırvalığın ne kadar arabesk olduğunu anladıktan sonra benim başıma okkalı bir ağrı saplandı.Sonra anneme dedim,şu kart horozun iki kuruşluk maaşına tenezzül edeceğime ve mahkemelerde onca ay yorulacağımıza boş ver.Biz kendi yağımızda kavrulalım.Annemde başından beri bunu istiyordu zaten,sana da kapak olsun.Sana tenezzül etmiyoruz işte.Ohh,yandan yandan…
Neyse herifi popüler yaptım burada ama olsun o kadar da hadi…Akşamüzeri annemin yanına gittim.Sonra ise annemle evde bilgisayar çalıştık,msn açtık yazı yazdık pratik yaptık.Neredeyse bir saat kadar.Sonra karşı komşumuz,Tokluoğlu Konağı’nın sahibi Aynur Teyzemiz oturmaya geldi.Ben de böyle bir gün geçirdim işte.
Bu arada Eskişehir’deki buralı çocuk.Şu Rybak kopyası.Ben seni tuttum ya,istediğin gibi yaşa.Bu arada karaoke mükemmelmiş sanırım.New Found Glory gibi uçuyorum havalarda…
So kiss me:)

