20 Kasım 2014 Perşembe
Erzurum Yolcusu
31 Temmuz 2014 Perşembe
Gizli Anların Yolcusu : Kitap Çözümlemesi II
Bora'nın yaşadıkları fazla acı.Başkişisi eşcinsel olan karakterleri çok fazla dramatize etmeden anlatmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.Yeni yeni edebiyata yer edinen bu konuda halkın da ilgisini çekebilmek ve hikayeyi popülarize edebilmek için bu yola başvurulmuş kitapta.
Kitabın satıldığı sitelerdeki okuyucu yorumlarına bakınca üzüldüm.Halk tarafından çok okunan bir kitap söz konusu olunca yazarların daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.Toplum tarafından hassasiyeti malum konuları ele alırken toplumun genel kanısı üzerinde etkili olduklarını unutmamalı yazarlar.Nitekim Bora,kitabı okuyan insanlar tarafından kabullenilmiş.Bora'nın halk tarafından bir -eşcinsel olmasına rağmen- bu kadar kabul edilip sevilmesinin altında yatan neden ne yazık ki geçmişinde uğradığı tecavüz,acılar ve sıkıntılar silsilesi.Yani halk Bora'nın eşincelliğini doğal olmaktan ziyade acınası ve bu yüzden bağıra basılası olarak görmüş.Bu maalesef çok üzücü.Bir şeyleri değiştirmeye çalışırken sanki daha da beter hale getiriyoruz.
Her şeye rağmen pek de samimi bulmadığım Bora'nın hikayesini yarım bırakmak istemiyorum.Kitap yolculuğum Bora'nın Kitabı ile devam ediyor.Belki bu kitapta bir şeyler değişir.
Gizli Anların Yolcusu : Kitap Çözümlemesi I
Kitabın başkişisi Bora,bir eşçinsel.Doğu'da büyümüş ve küçükken tecavüze uğramış.Kitapta açıkça Bora tecavüze uğradığı için eşsincel olmuştur denilmese de işlenmek istenen bu gibi geldi bana.Tecavüz sonrası eçcinsel olunur ! Bu da toplumdaki en büyük yanılgıyı destekler nitelikte maalesef. (Ayşe Kulin Bora'nın Kitabı'nda yani serinin ikinci kitabında Bora'nın tecavüzden önce de erkeklere ilgi duyduğunu anlatmış.En azından bu iç ferahlatıcı !)
Bora üniversite okuduktan sonra İstanbul'a gelir,çalışmaya başlar.Evli aynı zamanda çocuk sahibi patronuna aşık olur.Evli adam eşcinsel değildir.Hatta kırklı yaşlarında olan bu adam hayatı boyunca erkeklere ilgi duymamış,aklının ucundan dahi böyle bir şey geçirmemiştir.Kitapta patronun Bora'ya olan ilgisi önce ona olan acıma ve koruma duygusu ile başlar.Burada da karşımıza büyük bir yanılgı çıkmakta.Evli patron Bora'ya sırf acıma duyguları ile yakınlık gösterir.Bu da epey sevimsiz olmuş bana göre.
Bora karakteri feminen değil.Lakin evinde ayıcıklar biriktiriyor.Sanırım bir eşcinsel aşk söz konusu olunca şahısların birbirlerine aldıkları hediyeler arasında ayıcıkların olması,olmazsa olmaz tasvirlerden.Burada da büyük bir yanılgı,yanlış değerlendirme ve tektipleştirmeden bahsetmek mümkün. -Bora kitabın bir yerinde sevgilisinin evin içinde boxer üzerine ceket giyerek dolaşmasını istiyor,kendisi de giyiyor.Bu bana pek bir garip geldi,anlamsız buldum- Bunun yanında patron çok zengin bir adam.Bora'ya ev alıyor,pek çok pahalı hediye veriyor.Kitapta alttan alta anlatılmak istenen Bora'nın aşkı değil de Bora'nın patronunu bol miktarda kullandığı.Evli patron yine toplum tarafından aklanıyor.
En basit haliyle diyebiliriz ki : Eşcinsel adam patronuna aşık evet ama parasını da bir güzel kullanıyor.Eşcinseller evli adamlarla bu yüzden kırıştırır.Onları kullanır.Bir de evliliklerini bozar.Ama evli olan patron sırf evli olduğu için toplum tarafından yargılanmaz.Bora kendini geçmişi sayesinde acındırdığı için adamcağız ne yapsın koruyup gözeteyim derken aşık oluverir Bora'ya !
Kitapta teknik hatalara da rastladım.Hepsini bir yazıda anlatmak güç bir devam yazısı daha yazacağım.Biraz dinlendikten sonra.
11 Temmuz 2010 Pazar
Çiklet "Hakkari" Yolcusu
1 Eylül 2009 Salı
Aydın Yolcusu Kalmasın;)
Yolculuk vakti geldi çattı.Yıllardır hayalini kurduğum üniversite kapısından girmek bana da nasip oldu,aslında mutlu olduğum söylenebilir fakat hiç de garip bir şey değilmiş,oldu bitti olayı tamamen…Bütün hazırlıklarımızı yaptık ve biletlerimizi de aldık,umarım eksik bir şey olmaz.Yarın 3:35 Boğaziçi ile Eskişehir’e gidiyoruz.Otobüsümüz gece saat 11:00’da.Aslında ben yürümeyi ve adres sormayı hiç sevmem ama bakacağız artık,mecburen katlanacağım tüm bunlara.Eskişehir’de sanırım bayağı bir gezeceğiz sonra malum Aydın yolcusu kalmasın.7-8 saatlik bir yolculuk yapacağız ve ben hayatımda hiç bu kadar uzun süre oturmadım.Umarım bağırsaklarım harekete geçmez,yoksa her şey kabusa dönüşebilir;)
Aslında hiçbir şey bilmiyorum bu bana tamamen delilik gibi geliyor.Onca şehir arasından hiç görmediğiniz bir şehri ve sadece adının veya ne bileyim Ege’nin cazipliği ile ilk tercihinize yazıveriyorsunuz.Hayatınızın dört senesini belki de daha sonrası geçireceğiniz bu şehre bir yabancı gibi gidip oraya alışmaya çalışıyorsunuz.Alışmaya mecburum fakat yine de bazı şeyler ürkütüyor.Yapayalnız bir şehirde siz de yapayalnız.Etrafınızda tanıdık kimse yok,ellerinizi uzattığınızda parmaklarınıza dokunacak kimse yok;)Bana acı biber turşusu alacak kimse yok;)
Neyse alışırım herhalde.Tatile çıkamıyorduk artık tatil gibi gelecek bu seyahat bana fellik fellik gezeceğim;)Başka bir alem başka bir dünya beni bekliyor.Keşke alıştığım insanlar yanımda olsaydı ama her koyun kendi bacağından sözü her yerde uygulanmaya mahkum,en azından kendini devamlı yalnız hisseden biri için…
Yolculuk sonrası da bir seyahatname hazırlamak niyetindeyim.Sanırım dönüş sonrası hayal kırkılığına uğramazsam bir şeyler yazabilirim.E ne diyeyim bekle bari bizi Aydın,beklemezsin bilirim ama sen gene de bekle,tabelayı görünce sana el sallayacağım dostum;)
