yaşıma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşıma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2021 Salı

30. Yaşıma Notlar

Birkaç gün önce 30. yaşıma girdim. Annem benim için brownie yapmış, yanına da çay demledik. Doğum günlerini özel olarak kutlayan bir aile değiliz, oturup sohbet ettik. Ne ara yirmiler bitti, anlamak güç. Otuzlar ne getirir bilinmez. Hayattan ya da geleceğimden herhangi bir beklentim yok, o yüzden hiçbir şey dileyemedim. 

Bu aralar gözlerim ile uğraşıyorum. Gözlerimde türlü türlü ve ciddi sıkıntılar baş gösterdi. Bir tane de değil, birkaç teşhis birden konuldu. Sürekli doktorumun kliniğindeyim. Gün içinde gözlerimi açık tutmakta epey zorlanıyorum, maske ile ders anlatmak zorunda olmak ise tam bir işkence. Çünkü akşama kadar ağzımdan ve burnumdan çıkan sıcak havayı maske nedeni ile gözlerime üflüyorum. Bazen derslerde nefesim kesiliyor. Bu durumu hiç insani bulmuyorum. Bu şekilde yaşamaya alışmış olmamız, hem de bu kadar kısa sürede, gerçekten inanılmaz. 

Bu sene için planlarım vardı fakat ekrana bakmak beni çok kötü bir hale getirdiği için hepsini iptal etmek zorunda kaldım. Üstelik beni en çok üzen şey, kitap okurken artık birkaç sayfadan ileri gidememem. Gözlerim buna izin vermiyor. Umuyorum ki bu uzun tedavi sonucunda bir yol alabiliriz. Yoksa gerçekten bu şekilde işimi, sevdiğim uğraşlarımı devam ettirmem çok zor. 

Her hafta sonu annemle birlikte tarihi yerleri ziyaret etmeye başladık. Yazdan beri İstanbul'da görmediğimiz tarihi mekan kalmadı diyebilirim. Bir günümüzü tamamen buna ayırıyoruz. Açıkçası bana da çok iyi geliyor. Çünkü hafta içi okulda pek çok sese maruz kalıyorum. Günlük hayatta asla iletişim kurmayacağım insanlarla sürekli bir arada olmak zorunda kalıyorum. Bu beni epey zorlasa da, hafta sonlarını kurtuluş günleri gibi iple çekiyorum. 

Uzun süredir buraya yazasım gelmedi nedense. Şu anda da pek istekli olduğumu söyleyemem, sanırım yazı benim için giderek önemini kaybediyor. Hayatta her şey her birimiz için giderek önemini kaybediyor. Yalnızca içimdeki ayrılma, vazgeçme, gitme isteğinin önüne geçemiyorum. Bir şeyler değişmeli sanki, daha sakin bir yerde yaşamalıyım. Daha az insanla iletişim kurmalıyım, bu mesleği yapmamalıyım...

Umarım otuzlar bitmeden karar verebilirim, ve yine umarım ki daha sakin bir yol açılır önümde. Artık ekrana değil, doya doya yeşile ve gökyüzüne bakmak istiyorum. Özgür olmak istiyorum.

8 Eylül 2016 Perşembe

24 Yaşıma Notlar

24 yaşımı bitirmeme sayılı günler kaldı, yaklaşık bir ay. Bunu söylemek için genç bir yaştayım belki ama zaman mefhumu hakikaten ardına bakmadan koşan bir yarışçı gibi, bir sürü engel, mücadele, kazanma arzusu eşliğinde sonsuz bir maratonda ilerliyor. 

Geçtiğimiz iki yıl hem zor hem de sürprizlerle doluydu. Bir sürü acının ardından yeni yeni kapılar açıldı. Şu an çalıştığım okula 2015 bahar ayında görüşmeye gittiğim günü hatırlıyorum. İlk görüşme, ikinci görüşme ardından üçüncü derken, bindiğim otobüsün penceresine minik gözyaşları döktüğümü hatırlıyorum. Hayatımı tümüyle değiştiren bir adım, bir umut ışığı beklerken hayal ettiğim okulda olmak beni çok sevindirmişti. Yaşamımı baştan aşağı değiştirdi.

Ardından annemin yavaş yavaş iyileşme süreci başladı. Bir ev tutup onu yanıma alabildim, geride pek halimizi soranımız, ne yaparsınız diyenimiz kalmadı. Bazı insanların güce diğerlerinden daha fazla ihtiyacı var. Sizi destekleyecek bir aileniz yoksa, her şey yalnızca sizin çalışmanıza bağlı ise olduğunuzdan daha güçlü olmak zorundasınız. (24 yaşındaysanız ve zamanı tarumar ediyorsanız hayat çok güzel; selam Cedric). Elbette kimse bu kadar güçlü olabilmeyi istemez, şahsen beni destekleyecek insanların varlığını tercih ederdim güçlü olmak yerine. Lakin ayaklarınız yere bastığında hissettiğiniz duygu da elbette oldukça gurur verici. 

Yeni bir iş, eğitimimin devam ediyor oluşu, basamakları teker teker çıkış derken yirmilerin ortasına da geldim. Tek başına mücadele veriyor olmanın götürülerinden biri de mizacınızın ve duygularınızın sertleşiyor olması. Her şeyi tek başıma hallettiğim için giderek etrafımdaki insanlara tahammül edemez hale geldim. Yalnız olmayı tercih ediyorum genelde, basit sorunlarla basit olaylar için kendini tüketen insanları hayatımda tutmuyorum. Gerçekten en ufak bir üzüntüye, moral bozukluğuna ayıracak zamanım olmuyor bu insanlar adına.

Bunun dışında her şeye rağmen güzel bir 24 yaştı benim için. Yeni iş, yeni sosyal çevre, yeni hayaller, yeni adımlar. Bakalım 25 nelere gebe? Hangi mecralarda at koşturacak, hangi duygulara dört nala koşacağız? Gel bakalım en temizinden, hoşundan. 

Şunu da eklemek isterim; bu blogu 2007 yılında açmıştım. Aradan tam dokuz sene geçti. Hala yazıyorum. 15 yaşındaki ben ile şimdiki ben arasında elbette çok fark var. Arada dönüp ilk yazılarımı da okuyorum, bazen gülüyorum bazen de aman tanrım bunları ben mi yazmışım diyorum. İnsanın 15 yaşında hissettiklerine dair yazılı bir şeyler olması çok güzel. Bir defter alıp günlük tutamıyorsanız, muhakkak buralarda olun, bir şeyler yazın ve okuyun derim. Sevgiler olsun.