no etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
no etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2018 Pazartesi

Niye Böyle Uzundur Bu Yollar

Dünyanın iklimi böyledir, göl boyu, diz boyu her bir çiçek. Değirmende dönen su, akışını bulan su, yolunu bulan su. Ben bir ton balığı kıvraklığında, ben bir diyardan diğerine uzun yollarda, uzun gecelerde. Bir mevsimden bir mevsime geçerken hazin kalan son bir pencere, perdeleri üzerinde. Ahşap salıncak bahçede, yanında rakı şişeleri, gazete kağıtları ise eski tarihli, konsolun üzerinde. 

Bir masal bucak diyar, alemden aleme hangi dünyanın düzeninde elim, payıma kalan kimin hakkı? Bir derece, güneş, ayın etkisinde, gökyüzünde. Varlığımdan doğan mucize, yokluğuma gebe, her geçen gün büyümekte, her geçen gün ölmekte. 

Ben şimdi bir deniz, düzenin bir yerine tutunmuş, sundurmanın altında, küme küme ateş böcekleri avlunun başında. Rüzgar mı değdi yoksa bana? Cümle alem geçerken bir kapıdan, ben hep dışarıda kalan, sonradan gelen. Meraklı, bir de yorgun, çokça kasvetli. 

Annem sandıktan çıkarırdı gelinliğini, asardı bahçedeki ipin üzerine. Gavur sateni, çift dikiş kenarları, sepya fotoğraflarda gülümseyen hep o kadın. Sonra bir adam, yollara düşmüş, mizacım ona benzemiş, o da göle beyhude maya çalmış. 

Son bir dönüş bu yoldan, bıyıklarımın altından toprağa uzanan sıcacık damlalar, ter ter. Gafilin başında takkesi, elinde bir somun ekmek. Sorar, düşünür zihni elbet, kara entarisinin altında çürümüş, eskimiş. Yaban, mızrak ucunda bir kısa bilmece. Hani der, yüreğim dünyanın neresinde? Zulüm görmüş, alınmış, elem sarmış, kederle yuvarlanmış, ardı hep yeşil ormanlar. 

Niye böyle uzundur bu yollar? 

"No Land'in bu şarkısı için naçizane kalemimden döküldü bu satırlar, şarkıyı öksüz, hikayesiz bırakmamış olduk. Her şarkının elbet bir hikayesi vardır, hikayeyi yaratan, şarkıları yaratan önemli değildir. Kuş sürünün üstünde uçar, sürü toprak yolda iz sürer. Ben bir hikaye uyduruveririm, bir başkası hikayemden gerçek çıkarır. Sen bir şarkı tutturursun, bir başkasının diline dolanır.

29 Ocak 2010 Cuma

Oh No

Hemen kotayı yarılamışım bravo valla bana.İzleyemediğim tüm videoları kaydetmiştim de hepsini izledim.Dinlemek istediğim şarkılar vardı onları indirdim.Sanırım bu durum doğal.Tabii annem ben burda yokken internet parasını ödeyene kadar.Dün itibariyle dönmüş bulunduk gezmekten.Şimdi evdeyim.En sevdiğim şeylerden birini yedim.Kabaklı pide..Ananem de ben seviyorum diye sarma sarmış,bir de kabak tatlısı yaptı.Gaygana da cabası elbette.Gürcü asıllıyız neticede.En önemlisi ise bana yüz kağıt vermesiydi.Küçüklere beş lira karne parası bana yüz kağıt.Wuhu isyan ettiler dün resmen.Niye ona yüz bize beş arada uçuruma bak enanenne:D

Sonracığıma pazarda dolaşırken baltalı biri başka birini kovalıyordu,hemen kaçtık tabi pazardan.Ne hale geldik ya.Bir de küfür etti herkesin içinde terbiyesiz!

Minik Tuna benimle uyudu.Çocukların bir tek uyurken ki masum hallerini seviyorum.Sarıldık böyle..Her ne kadar adımı yanlış söylese,bir tutam saçımı çekip koparsa ve suratıma üç tane tekme atsa da çocuk işte.Masum bücürler,pardon siz canavarsınız:D

Bugün de buranın pazarı.Annem pazara çıktı ben çıkmadım.Soğuk zaten ne halt edeyim pazarlarda.En garibi de ananemlerde çarşıda dolaşırken bir aile dostları yaklaştı ve bana şey dedi.Hahhuu:D Bak bak saçını uzatmış bir de kaşını deştirmiş:)Sonra ne okuyorsun dedi ben de söyledim.Aa,en güzel meslek yavrucum yazın bol bol yatarsın dedi.Emice atanırsak yatarız diycektim de gitti:)Milletin mesleklere bakış açılarına bayılıyorum doğrusu.

En nihayetinde yazdığım şiirlerden paylaşacaktım ama canım istemiyor.Absürtümsü zaten bir çoğu.Whoa..Neyse bu video koyma işini sevdim.Bir "Flyleaf" şarkısı ile uğurlayayım bari bu yazıyı da..Çook tavsiye ederim bu şarkıyı..Behlül kaçar;)