şu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2022 Cuma

Şu Bizim Kırılganlığımız

"Dünyada hakim olan sloganlar kırılganlığı, gereksiz ve köhne, ham ve hastalıklı, sağlamlıktan ve anlamdan yoksun bir şey olarak görüyor; oysa kırılganlıkta duyarlılık, incelik, haysiyet ve bitkin bir nezaket, dile getirilemeyen ve görülemeyen şeylere dair bir sezgi bulunuyor ve bunlar, başkalarının ruh halleriyle, duygulanımlarıyla, varoluşsal tarzlarıyla daha kolaylıkla ve şevkle özdeşleşmemizi sağlıyor.

...

"Çekingenliğe daima duyarlılık ve güvensizlik eşlik eder; bu hayat biçimi de eski ve gereksiz, zararlı ve neredeyse kusur olarak görülmektedir; oysa, kendi sınırlarından hiçbir zaman şüphe duymamış, bunun üzerine hiç düşünmemiş bir özgüven ne çok risk ve şiddet barındırmaktadır."

...

"Bir tebessümden daha kırılgan hiçbir şey yoktur ve içinde, zaman zaman, kalpten ara ara geçen acı, özlem, yitirilmiş ve asla unutulmamış vatan, Noel'de düşen kar ve sevdiğimiz bir kitaba yansıyan ay ışığı gizlidir ve bu karaltılı ve alacalı metaforlardan kırılganlığa dair son bir imge: Ancak gözyaşlarıyla ıslanmış gözlerin görebileceği bir imge yeniden filizlenir."

Eugenio Borgna

Çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu 

Yapı Kredi Yayınları

13 Kasım 2017 Pazartesi

Bu Aralar Şu Sıralar

Bu aralar şu sıralar pek yazamıyorum. Nedenini de bilmiyorum. Zaman ne çabuk geçiyor. Okulum kısa bir Kasım tatili arası verdi. Biraz çalışma biraz da nefes alma arası, iyi oluyor. Osmanlı tarihine merak saldım biraz. Yoğun bir çalışma içerisindeyim bu aralar. 

Edebiyata biraz ara versem mi vermesem mi derken kişisel çelişkiler içerisinde kaldım. Tarih ve edebiyatı okumak aynı anda çok mümkün olmuyor. Bir yandan Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin dördüncü kitabı Sodom ve Gomorra beni bekliyor. Diğer yanda koca bir Devlet-i Aliyye. Bu işin içinden bir şekilde çıkacağım. Birini yabana atmak bana yabancı. Derdine bak diyebilirsiniz ama bu benim için büyük bir dert. Vallahi. 

Bu haftayı biraz anneme ayıracağım. Geçenlerde Büyükada'ya gitmiştik çok güzel oldu. Bu hafta da tarihi yarımada turu yapacağız. Elimden geldiğince ona İstanbul'un önemli yerlerini gezdirmeye çalışıyorum. Çok ama çok mutlu oluyor. Haliyle ben de. 

Hiç ihtiyacım olmadığı halde 10 kilo kadar verdim iki ayda. Yazdan beri sağlıklı beslenme misyonu ile hareket ediyorum. Bunun yanında yemek yapmaya başladım yoğun bir şekilde. Acayip zevk alıyorum. İyice iskeletor gibi olmadan birkaç kilo almaya çalışsam iyi olacak. 

Şimdi gidip lavanta çayımı içip uyuyayım en iyisi. Yeni gün, yeni koşturmaca kapıda.