Çocuklar kadar masum olmak istiyorum.Masum kalmak istiyorum.Üzülmek istemiyorum.Pink'in "fucking perfect" adlı şarkısını dinliyorum.Ne hoş bi müzik.Başım ağrıyor.Çok yoruldum alışveriş yapmaktan.
Köfte yicem birazdan.Annemle alışveriş yapmak ve ve dürüm arası döner yemek çok güzeldi.Oturuşlarımız bile aynı.Biliyorum annemden başkası beni çıkarsız sevemez.O bir tane.İnsanlar neden sevgiden çıkarlar beklerler.O sevgi gerçek sevgi midir ?
En iyisi ben yemek yiyeyim.
9 Şubat 2011 Çarşamba
7 Şubat 2011 Pazartesi
Dudağımın İçinde Çıkan İsmini Bilmediğim Şeyler Canımı Çok Acıtıyor,Tıpkı Karnıyarık Gibi
İşlerimi hallettim bi çabuk.Eğer Sakarya ekspresi ile yolculuk yapacaksanız sakın ha diyeyim.Çok pahalı.İş işten geçti artık.
Bankalar çok garip çalışan yerler.Eğer o bankaya ait kartınız varsa beklemeden en öndeki sıraları alıp işinizi çabucak hallediyorsunuz.Bugün en erkenden sıra alanlardan biri olduğum halde yarım saat bekledim işim yapılsın diye.Ben özelleştirmeye ve 'özelleşmeye' karşı bi insanım.Eşitsizliğin resmileşmesi böyle oluyor olsa gerek.
"Sivil Toplum Kuruluşlarında Fon Geliştirme" adı altında bi eğitim başvurusu yaptım bugün.Yer İzmir.Sivil toplum kuruluşlarında daha aktif bi gönüllü olmak istiyorum.Bu eğitim iyi olabilir benim için.Tabii kabul edilirsem.
Bi reklam var ya hani.Öğretmen sobayı yakamıyor falan annesini arıyor.Sanırım son günlerdeki en iyi reklam.
Hıncal Uluç hakkında Tuğba Ünsal, " O testi kafanda kırılsın " demiş.Hak verdim.Bu yaşa gelip hala bi aile sahibi olamamış ve yirmi yaşında kızlarla ekranda görüntülenen bi insan olarak hıncını bu şekilde çirkince rahmetli olmuş bi insandan alan kendisine hiç yakışmadı bu durum.Tepki maili de attım zaten.Eline ulaşacağını bilsem kırık bi testi göndermek isterdim ev adresine.Bence duyarsız kalmayalım en azından tepki maili gönderelim Defne Joy için.Bu ülkede herkes konuşabiliyor ne kadar vahim !
Yarın tren yolculuğu yapacağım.Artık alıştım.Numaralı yer bulamayınca da tüm yolu restoranda geçiriyoruz mesela.İşini bileceksin!Rütbeni bilmesen de olur.Kenan Doğulu halt etmiş.
Ben eve gelmeden annem 800 lira biriktirmişti.Artık 100 lira kaldı o paradan :D
Bazen içim acıyor,çok para harcıyorum :(
Karnıyarık sevmem ama yerim.
6 Şubat 2011 Pazar
Büyük Düşler

Yarın sabah erken kalkıcam.Harç paramı ödemem lazım ve üniversiteye dönüş biletimi ayırtmıştım onu alıcam.14 Şubat gecesi yola çıkıyorum.Uzun ve yorucu bi yol.Yatay geçiş ile üniversite değişikliği yapmak istemiyor değilim açıkcası.Yol beni çok yoruyor ve tüm sindirim sistemim bozuluyor.İşlerimi halledince eve dönüp alışverişe gitmek için tren bileti ayırtmam lazım.Salı gidiyoruz sonunda alışverişe.Ardından teyzeme uğruycaz ve bi geceyi orada geçirip eve dönücez.Yakınlarım olsa bile uzun süre başka birinin evinde kalamıyorum.Herkese kendi evi rahat tabi..
Sonra saatimi yaptırıcam.Bozuldu.Lise birinci sınıftaki kız arkadaşım almıştı.Nitekim hala kullanıyorum,bozulmadı niye atayım ki.Atmam.'Corn flakes' seni çok seviyorum.İçindeki sekiz tane vitamine de aşığım ayrıca.
Yarın tişörtüm geliyor.Fakat resmen 18 Aralık'ta açıklanan ve benim daha yeni öğrendiğim bi durum çok canımı sıktı.Paramore'un kadrolu elemanları Josh Ve Zac kardeşler gruptan ayrılmışlar.Grubu son zamanlarda takip ettiğim kadarıyla gidiş mektuplarında yazdıklarında da haklılar gibi.Son tişörtümün üzerinde Hayley'in resmi olacaktı.Keşke bastırmasaydım diye düşündüm açıkçası bi an.Bu grup hayatımda o kadar çok şey ifade ediyorki,bi müziği ve icra edenleri bu denli seviyor olmamı azımsamamak gerek.Hayley'e ilk defa bu kadar çok kızdım!Josh ve Zac'in en önemlisi iki sıkı dostunun ve çocukluk arkadaşlarının gruptan ayrılmasını bi ölçüde engelleyebilirdi.Umarım çok başarılı olurlar Josh ve Zac Farro kardeşler.Sizi çok seviyorum.
Aftershock adından bi Çin filmi izledim.1976'da Thangshanda'da gerçekleşen ve sanırım ikiyüz kırkbin kişinin ölümüne neden olan depremi konu alıyor.Filmin sonunu pek bağlayamamışlar evet konu ne diye soruyorum kendime fakat oyunculuk gerçekten çok güçlü.Ağladım hatta.Lakin bu filmi çekmenin konusunun kesinlikle domatesler olduğunu düşünüyorum.Güzel ayrıntı aslında.
Elimde Zahir var okuyamıyorum.İnsan evde yatmaya alıştı mı hiç bi şey yapamıyor.Eve geldiğimden beri sadece Harem ile ilgili bi makale okudum ve bulmaca çözdüm.Koca tatilde tek yaptığım bu evet ! Bazen kendime kızıyorum.Ne biçim üniversite öğrencisiyim diye.Kültürlenmem gerekiyor sanırım daha da,dah fazla.Ki annem de aynı.Piraye'ye başladı ve elinde çevirip duruyor.Canan Tan sevmem bu arada.
Üstede kitaplığımdan bi resim koydum.En üstte filmler falan var.Bi altında ders kitaplarım ve romanlar.Onun altında hala atmadığım üniversiteye giriş kitaplarım.Çok büyük emek var onlarda..Elbetteki bu kütüphanemin bi kısmı.Daha büyüğü var onu çekmeye üşendim.
Bitti.Bu kadar.
5 Şubat 2011 Cumartesi
Tarçınlı Bi Şeyler,Az Buz Tatlı Değil Bu Hayat,Susmak Gerek Bazen
Onursuz insanlardan hoşlanmam.Bi insanla arkadaşlığım bitmişse bitmiştir.Bi daha yüzüne bile bakmam.İnsanlar verdikleri kararların arkasında durmalıdırlar bence.Bu dünyada çok fazla iyi olmak işe yaramıyor bazen.İşe yaraması için harbiden işemeniz gerekiyor.Sıvının ise sıcaklığı mühim değil.Herkes hak ettiği gibi yaşamıyor.Ucuz pupçu Demet yalan söylüyor.
Alışverişe çıkamadım hala.Haftaya annemle gidiyoruz galiba Eskişehir'e.Yarın da nişan mı ne varmış.Gezdik tozduk.Anneme elbise aldık.
Anneler ne kadar güzel varlıklar.Benim annem her şeyini feda eder benim için.Gurur duyuyorum onunla.
Eski sayfalar açılmasın.Eskiyen insanlardan hoşlanmıyorum.Politika hakkında apolitik davranan insanlardan hoşlanıyorum.Duygusal manada depresif takılan çıtkırıldım,su çiçeği çıkarmaya meyilli insanlardan hoşlanmıyorum.Gurursuz insanlardan hoşlanmıyorum.Geçmişten hoşlanmıyorum.Geçmişte bıraktıklarımın üzerini kumla örtüyorum deve kuşu gibi her bokun altından çıkmasınlar diye bir de beton atıyorum üstlerine.Biliyorum onlar yaşıyorlar ama benden habersiz yaşasınlar istiyorum.Hayat güzel.Sıkıntılı garabetlere son.
Bi şarkının ince hüzünlü çizgisinde kaybolmak istiyorum.
Yeni insanlar tanımak istiyorum.Onlarla muhabbet etmek istiyorum.Çıkarsız.
Ayrıca oturma odamızda yedi adet saksı var,bahçemi bi düşün,çiçek dolu.
Ihlamur kaynatırken içine tarçın koyuyorum.Her tatlının üzerine tarçın ekiyorum.
Tisho'dan ikinci bi tişört sipariş verdim.Üzerinde yukarıdaki resimdeki Hayley olacak (:
4 Şubat 2011 Cuma
Son dönemlerde en beğendiğim şarkı.Şarkılar benim için bi hapis gibidir.Hapisten ilk çıkılan an gibidir.O anda bakarsınız ya dışarı.Gökyüzüne.Başınızı olduğunuz yerde havaya kaldırıp etrafınızda dönersiniz.İşte bi şarkı ilham verir bana,ruhuma o an..Ozan Ünlü söylüyor " bu yüzden ".
Karla karışık yağıyor yalnızlığım
Susuyor böcekler,kuruyor çiçekler
Her şey apaçık,gün gibidir yüzünde
Kaybolurum ben,çizgilerinde
...
Karla karışık yağıyor yalnızlığım
Susuyor böcekler,kuruyor çiçekler
Her şey apaçık,gün gibidir yüzünde
Kaybolurum ben,çizgilerinde
...
1 Şubat 2011 Salı
Tencere,Tişört Ve Kahvaltı,Yürütme Suları Samanaltı
Sabahın bi vakti sevdiklerinle gidip tarihi bi konakta kahvaltı yaptın mı ? Bence yapmalısın ! Kuzenim,annem ve ben bugün çok hoş iki saat geçirdik ve kahvaltı eşliğinde güzel bi sohbet gerçekleştirdik.Çay sevmem ama sohbet zamanlarında pek iyi gidiyor yalan söyleyemem.
Arena'yı izledin mi ? Bence çok şey kaçırdın.Ne düşünüyorum biliyor musun ? Bence Müjdat Gezen ve Levent Kırca günümüz iktidarını eleştiren ve Türkiye'nin antiseptik sorunlarını deşen oyunlar koymalılar sahneye.Müthiş eleştirel esprimsel bi mizah anlayışına sahipler.Özellikle Levent Kırca sen çok yaşa ! Yılmaz Özdil'i de daha yakından tanıdım çok iyi oldu.Ayrıca bence de Caroline Müslüman olmalı.
Çirkin olupta yakışıklı erkekler için ölen kızlar alt benliklerinde biriktirmiş oldukları ezilmişliklerini Freud kavramı misali buzdağı gibi bu sayede ortaya çıkarmaktadırlar.Bunun için psikoloji okumaya ya da spiritüel yaşam danışmanlığı yapıp,mutlak enerjiler barındıran dört element tatlısı ve melek keki yapmaya gerek yok.Savaşa hiç gerek yok.Güzel şarkı.
Muhteşem Yüzyıl adlı dizideki saray ortamı bu kadar iğrenç yansıtılabilir ! Ferzan Özpetek gelsin İtalya'dan Türk Yönetmenlere ders versin bence.Hürrem'i oynayan kızı beğeniyorum çok taş ve güzel.Ayrıca Survivor bozması insanları ekranda görmekten bıktım.Pelin Batu'lu Tarihin Arka Odası adlı programı ise hiç beğenmiyorum.Ucuz.
Ye Dua Et Sev adlı kitabı oku bence.Yani kaç kere söyledim bilmiyorum ama oku.Okumak iyidir.Bi ton kitap siparişi verdik.Analı oğullu kitap okuyacağız.
Vee,tişört sipariş ettim internetten.Bakalım nasıl olacak.Üstende ne mi yazıyor ? Elbetteki Beyaz Çiklet yazmıyor.Ya da Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş gibi kendini metal endüstrisine reklam olmaya aday iki vıcık sevgili gibi tabir eden motor arkası pardon tişört arkası yazılar değil.Aman ne saçma bi tartışma zaten yazı değil.Ne sence ? Elbetteki Paramore'un resmi ;)
Arena'yı izledin mi ? Bence çok şey kaçırdın.Ne düşünüyorum biliyor musun ? Bence Müjdat Gezen ve Levent Kırca günümüz iktidarını eleştiren ve Türkiye'nin antiseptik sorunlarını deşen oyunlar koymalılar sahneye.Müthiş eleştirel esprimsel bi mizah anlayışına sahipler.Özellikle Levent Kırca sen çok yaşa ! Yılmaz Özdil'i de daha yakından tanıdım çok iyi oldu.Ayrıca bence de Caroline Müslüman olmalı.
Çirkin olupta yakışıklı erkekler için ölen kızlar alt benliklerinde biriktirmiş oldukları ezilmişliklerini Freud kavramı misali buzdağı gibi bu sayede ortaya çıkarmaktadırlar.Bunun için psikoloji okumaya ya da spiritüel yaşam danışmanlığı yapıp,mutlak enerjiler barındıran dört element tatlısı ve melek keki yapmaya gerek yok.Savaşa hiç gerek yok.Güzel şarkı.
Muhteşem Yüzyıl adlı dizideki saray ortamı bu kadar iğrenç yansıtılabilir ! Ferzan Özpetek gelsin İtalya'dan Türk Yönetmenlere ders versin bence.Hürrem'i oynayan kızı beğeniyorum çok taş ve güzel.Ayrıca Survivor bozması insanları ekranda görmekten bıktım.Pelin Batu'lu Tarihin Arka Odası adlı programı ise hiç beğenmiyorum.Ucuz.
Ye Dua Et Sev adlı kitabı oku bence.Yani kaç kere söyledim bilmiyorum ama oku.Okumak iyidir.Bi ton kitap siparişi verdik.Analı oğullu kitap okuyacağız.
Vee,tişört sipariş ettim internetten.Bakalım nasıl olacak.Üstende ne mi yazıyor ? Elbetteki Beyaz Çiklet yazmıyor.Ya da Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş gibi kendini metal endüstrisine reklam olmaya aday iki vıcık sevgili gibi tabir eden motor arkası pardon tişört arkası yazılar değil.Aman ne saçma bi tartışma zaten yazı değil.Ne sence ? Elbetteki Paramore'un resmi ;)
30 Ocak 2011 Pazar
Bi Vişne Suyu Kadar Tatlı Aynı Zamanda Mayhoş

Canım çok sıkılıyor bu aralar.Küçük bi yerde oturunca biz,aslında tatillerde eve gelmek güzel ama hep şehir dışında okuduğum için burada pek hatta hiç arkadaşım yok neredeyse.Sürekli evde vakit geçiriyorum.Annemle dışarı çıkıyoruz bazen hepsi o kadar.Annem buralı,yani sever burayı alışmış küçüklüğünden beri küçük yerlerin küçük dinginliğine.Bense genç olmanın verdiği canlılıkla sanırım büyük bi yerde oturmayı tercih ederdim.İstanbul doğumluyum gerçi ama maalesef bi sürü neden sürüklemiş bizi buraya annemin memleketine.Ananemle dedemin evinde oturuyoruz zaten.Yani annemin evi artık.Babam ise hala İstanbul'da.Evine bi kere gittim yanılmıyorsam.Bundan sonra da gitmem sanırım.Neden aile meselelerini anlatıyorsam kime ne.
Yakında alışverişe gidicem.Bi öğrenci için yüklü bi miktar para biriktirdim.İhtiyaçlarım var onları alıcam.Eskişehir ise alışveriş için gayet uygun bi yer bence.Sevdiklerimle görüştüm tatilde mutluyum.Çok mutluyum.Yakın arkadaşlarımla da planlar yapıyoruz tatil bitmeden bi şeyler yaparız sanırım.En yakın iki arkadaşımla hala görüşemedim.En kısa zamanda bi şeyler ayarlamalıyız !
Bütün notlarımız açıklandı.Alttan dersim yok.Gerisi mühim değil.Umarım bi baltaya sap olabilirim.Şu kpss için tercih yaptım bir de.Öyle yüksek değil puanım ama idare eder.Puan boşa gitmesin diye kuzenimin ısrarıyla memuriyet tercihleri yaptım.İlk tercihim İstanbul.Gelmeyecek biliyorum ama olsun.Umut etmek kadar güzel bi duygu tanımıyorum hayatta.Ya da o kadar güzel duygu tatmamışta olabilirim.
Taylor Swift'in Love Story ve Mine adlı parçalarını dinliyorum bu aralar sık sık.Sebebini ben de bilmiyorum.Zahir'i okumaya başladım bi de.Futbolla ilgilenmem fakat fenerbahçeli bi saat aldım masama.Acayip ses çıkarıyor gece yatarken yan yatırıyorum sesi kesilsin diye.Çin malı enteresan bi şey.
Aydilge yeni bi albüm çıkaracakmış adı da " Kilit ".Hayırlı olur inşallah.Bu ülkedeki sevdiğim nadir insanlardan kendisi.
Her insan hayatta önceliği kendine mi verir ? Kendinden çok birini düşünüp ona değer verebilir mi ? Onu bi parçası gibi sevebilir mi ? Sanırım biri beni böyle seviyor.Hayret ediyorum buna ama seviyor işte.Mutlu olduğumu söylemiş miydim yazımın başında ? Sanırım söyledim mutluyum.
Bu aralar çok sık okuyamıyorum.Bilmiyorum okuduğum şehirden de sıkılmış gibiyim zaten.Yani çok tekdüze bi hayatım var.Bu yüzden mesleğime biran önce atılmak istiyorum.Ya da Akdeniz'e gidip Dario Moreno şarkılarından biri eşliğinde denize ve güneşe karşı uzanmak istiyorum ve bunu yapıcam.
Saçlarımı Amerikan tarzı kestirmeyi düşünüyorum.Tıpkı çocukluğumdaki gibi.Sizi hiç anneniz berbere götürdü mü ? Çocukları genelde babaları berbere götürür.Beni annem götürürdü.Ben traş olana kadar da beni dışarıda beklerdi.Sonra başımı okşar ve birlikte caddede tur atardık.Beni paten kaymaya götürürdü,elimizde bi fotoğraf makinesi şehrin en işlek yerlerinde fotoğraf çekinirdik.Sonra beraber bahçemize çadır kurar evdeki tüm oyuncaklarımı çadırın içine yayar oynardık.Su savaşı yapar ve hep ben baştan aşağı ıslanırdım.Sonra ardından bi güzel sıcak suyla yıkardı annem beni.İki kişilik mini çaydanlığımızda çay demler içerdik,aynı yatakta uyur sabah kalkar mahallede spor yapardık.Bi baba değildir çocuğun asıl sahibi bi annedir.Ve anne kelimesi o kadar kutsaldır ki,o çocuk on dokuz yaşına gelir hala bu kelimeyi söylerken ağlayabilmektedir.Bi anne sevilir hem de en derinden.Babaları ise bok götürsün emi :D
Masamdaki yeşil kurabağa bana bakıp gülümsüyor.Dua ediyorum hakkımızda hayırlısı olsun diye her zaman.Hani filmde Eleni diyor ya," otuz yıl boyunca çok şeyler yaşadım Tanrım bir defa olsun senden yardım istemedim.İlk kez geliyorum ziyarete,ilk kez seni anıyorum.Lütfen bu dileğimi gerçekleştir.Ben hergün senden onlarca şey isteyen insanlardan değilim " işte ben de çok şey istemem Allah'tan.Tek istediğim sağlığımız ve mutluluğumuz.
Yaşamak bi vişne suyu içmek gibi bi şey.Hem tatlı hem de mayhoş.Kırmızı hayatlar dilerim ben de o zaman.Bi vişne suyu kadar akıcı..
27 Ocak 2011 Perşembe
Ben Ne Dilersem
Bugün ağladım..Çok ağladım.Sebebini ben de bilmiyorum.İlkokul yıllarında bi arkadaşımız dersin ortasında hüngür hüngür ağlamaya başladığında hiç anlam verememiştim.Meğer insan birden boşalabiliyormuş.Yemek yiyiyordum ve birden yaşlar boşandı gözlerimden..Göz yaşlarının akmak için kendine gizli bi mabet aradığını sanıyordum fakat öyle değilmiş.Çok fazla soru soruyorum kendime.Bundan da çok sıkıldım.Kendime bi çok soru soruyorum ve cavapta veremiyorum.Efendi ve saygılı olmak yetmiyor işte hayata karşı,bazen hırçın olmak gerekiyor,tuttuğunu koparmak gerekiyor.Bakışlarım öyle çok dalıyor ki bazen,ben bile şaşırıyorum kendime gelince.Ne düşünüyorum inan bilmiyorum,ama düşünüyorum.Bi çok kitap yazılıyor bi çok uzman konuşuyor,psikoloji diyorlar falan da filan da.Bilim olduğuna inanamadığım alanlardan biri sanırım psikoloji.İnsanların yaşadığı ağır yükleri ne psikologlar tekrar taşıyabilir ne de başkaları.O ağır yükler iyilikten mutsuzluğa doğru çoktan taşınmışlardır.Bunu taşıyan insanların da ne başkalarının laflarını duymaya mecalleri ne de tekrar yola çıkmaya halleri yoktur..Konar göçer toplumlar gibi,asla bi yere ait olamazlar.En azından bana öyle geliyor.
Bazen düşünüyorum kocaman dünya.Herkes farklı farklı hayatlar yaşıyor,küçücük bi yerde yaşıyoruz belki.Diğerlerinin yaptıklarından,yaşadıklarından bi haber oturuyoruz evimizde.Bi ömür tükeniyor gözlerimizin önüne.Belki de biz eskitiyoruz yaşamı,göç yollarında,hatıralarda düzinelerce insan bırakıyoruz,hüzün yazıyoruz her yere,her nesile.Ne tutar insanı bu dünyada ? Sevdiklerimiz yeterli olur mu bu dünyada yaşamak için ? Niye bu kadar kötü insanlar,neden bu kadar değerli bu para ? Niçin çalışıyoruz ömür boyu,neden biz sorumluyuz ? Bu soruları sormazdım bugüne kadar.Fakat hayat hızla ilerliyor,geleceğimden endişe ediyorum.Her şeye karşı endişe duyuyorum.Ne yaparım ileride diyorum.Bunlar beni fazlasıyla yaşlandırıyor.Otuz yaşında gibiyim.İnsanların gözünde kini,hırsı ve nefreti görüyorum.
Bugün hüzünlü bi gündü benim için.Neyse,yarın annem geliyor,beraber alışverişe sinemaya falan gidicez.Bilmem ki."Sen Ne Dilersen" adlı filmde bi mucize lazım bize diyor ya Musa;ben mucize beklemiyorum mucizeyi bulmayı umuyorum.Unutmuyorum Eleni,Eftimiya,Stavro,Marika,Musa " ben ne dilersem ."
17 Ocak 2011 Pazartesi
Üstünden Birçok Bahar Geçti
Finallerim bitti ve sonunda evimdeyim.İki hafta canhıraş çalıştıktan sonra sıcak yuvama geldim.Ben geldim diye alışverişi abartıp eve gerekli gereksiz her şeyi doldurduk.Annem ise bugün hastaneye yattı.Belinde disk kayması ve fıtık teşhis edildi.Şimdi o hastanede.On gün fizik tedavi görecek ve ben de onu ziyarete gideceğim.Pek istemedi annem hastaneye yatmayı ama doktoru öyle uygun gördü.
Şuan yalnız başıma oturma odamızda oturuyorum.Genelde yalnızlığa alışkın biriyimdir zaten.Annem çalışırken yıllarca kendi işimi kendim yaptım.Teyzem bize gel dedi fakat gitmek istemiyorum.Kocası resmen midemi bulandırıyor.
Kahve yaptım kendime koca bi bardak,film almıştım gelmeden onları izliyorum.Bu genç yaşta yalnızlığı tatmak benim kaderim mi yoksa kendi isteğim mi onu henüz keşfetmiş değilim.
Gelir gelmez grip oldum.Her yanım salya sümük.Bu kadar hastalıklı bi bünyeye nasıl sahip olmuşum bilmiyorum.Şaka maka ikinci sınıfında ilk yarısını atlattık.Giderek büyüyorum nereden mi anladım ? Sakallarım var benim böyle kocaman.Bir de büyüdükçe sanki herkes gibi olmaya başlıyor insan.Alışıyor sıradanlığa sadeliğe.Aydilge Sarp'ın en korktuğu şeylerden biri gençliğini kaybetmekmiş mesela.Sanırım ben de korkuyorum bundan.Ama işin ucu daha on dokuz olunca bi kendime geliyorum ardından.
Hep Doğu'da öğretmenlik yapmak isterdim.Fakat giderek ayrılıyorum bu fikrimden.Doğu Karadeniz cezbediyor beni.Gidicem bi gün oralara.Amacım bu vatan için çabalamak değil,milliyetçi bi insan değilimdir ben.Amacım bu topraklarda yaşayan soluk alan herkese yardım eli uzatabilmek.Ezel saati gelince uysalca veda edicem.Ve orada diyicem ki.Dünyada çok acı çektik,kötü şeyler yaşadık.Ve o zaman diyicek ki Tanrı "Şimdi daha iyi yaşamayı hak ediyorsun."Keşke benim de bir Vanya Dayım olsa,sadece Denyo bi dayım var ne yazık ki o da çakma.
Sorunumun ne olduğunu buldum.Şimdiki zamanda yaşamıyorum.Tıpkı Yusuf gibi ! İzlediniz mi şu Sonbahar adlı bol ödüllü filmi.Şimdi izliyorum ben onu.Çok beğendim.Özcan Alper'in filmi.Memleketlim Gürcü kızı Eka'yı da çok beğendim.Bir gün ben de Batum'a gidicem ve akrabalarımızı bulucam.
Şu filmin sonunu izlemeliyim.Bu sefer kimseye şarkı armağan etmiyorum.Kendime Koma Hivron'dan "Bajaran Çaven Te" isimli şarkıyı armağan ediyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)