sabaha etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabaha etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2018 Pazar

Sabaha Doğru

Bazen böyle oluyor, hiç uyuyamıyorum. Saat sabah beşi geçti. Bir buçuk saat sonra da işe gitmek için evden çıkacağım zaten. Bugün yoğun bir gün, bakalım uykusuz nasıl direneceğim. 

Kendime bir kahve yapıp masa lambam eşliğinde yazıp çizip karaladım. Defalarca yattım uyuyamadım uyandım. Zihnimde çok fazla düşünce olduğu vakitler böyle oluyor hep. Ne düşünüyorum bu kadar çok? Bunu da bilmiyorum. 

Hafta sonu tatillerinde evden dışarı çıkmıyorum. Buraya taşınalı üç ayı geçti, yalnızca arkadaşlarımı ziyarete gittim bir kez. Onun dışında hiç semtin dışına çıkmadım. Fotoğraf çekmeye bile gidemiyorum. Tarihi yarımadayı çok özledim, Sirkeci'den Ayasofya'ya doğru yürümeyi, Caferağa'da bir kahve içmeyi, Alman Çeşmesi'nin arkasında oturmayı ve Cağaloğlu'ndaki kitapçıları gezmeyi... 

Bir türlü alışamadım bu yeni muhite, eve. Hep aynı, değişimleri hiç sevmiyorum. Hayatımdaki en ufak değişiklik bile beni kötü etkiliyor. Bazen bu kadar hassas olduğum için kızıyorum kendime, duygulanma işte diyorum, bırak bazen sen de duyarsız ol. Hiçbir şekilde yapamıyorum, en ufak bir olumsuzlukta bile gözlerim doluyor. Bir kitap, bir insan, bir film hiç fark etmiyor. Zaten bu durum hayatımda hep suistimal edildi, sakin ve sessiz bir mizaca sahip olduğum için insanlar istediklerini yapabileceklerini düşünüyorlar. 

Yeni okulumda da mümkün mertebe öğretmenler odasında oturmamaya çalışıyorum, boş olan sınıflardan birine geçiyorum dersim olmadığı zamanlarda. Kulaklığımı takıyorum, çalışmalarımı tek başıma yapıyorum. Bir piknik yeri gibi öğretmenler odası, herkes bir şey hakkında atıp tutuyor. Kimsenin eğitim ile alakası yok, asla bir öğrenci ya da eğitim konuşulmuyor. Herkes hep kendi derdinde. Erkekler sürekli döviz kurları ve faiz takibi peşinde. Kadınlar da kahve içip fısır fısır bir şeyler konuşuyorlar. Herkes kendini en iyi öğretmen sanıyor. Sanırım ömrüm boyunca çalışacağım hiçbir kurumda biraz da olsa duyarlı, dünya dertlerini takip eden ufku açık bir öğretmen arkadaşım olmayacak. 

Ne çok dert yandım, birkaç kitap sipariş edecektim. En iyisi onlara bakayım, kahvemi de bitirip okul çantamı hazırlayayım. Yazı burada bitiyor, gün ise yeni başlıyor. 

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Sabaha Karşı

Günışığını izlemek güzel.Odanın hafif karanlığında aynadaki aksimi de görmek güzel.İki aylık sakallarım hoşuma gidiyor.Onlar da güzel.

Güzel olmayan bir şeyler var,samimi olmayan.
Yağmurlu havaları seviyorum.Elimde olsa soğuk bir ülkeye taşınırdım yaşamak için.
Ve de dağsız tepesiz dümdüz.Uğultulu Tepeler ya da ne bileyim Mansfield Park havasında bir yer.
Ne fark eder.

Mayonez ile salatalık turşusunu bir arada yemeyi seviyorum.
Elveda Lenin'de başrol oğlanın annesinin yediği gibi.Güzel hislerden biri daha.Ne azlar oysa.

Yüz kızartıcı bir şeyler söylemek istiyorum.En çok söylemek istediğim kelime sanırım sikindirik.
Yakında 21 yaşına gireceğim.Eh artık küfür edebilirim,içimden olsa da.
Bunu söylediğim için çok utandım.

Ve seni inanılmaz seviyorum.Özlüyorum.

Gün ışıdı.Birazdan oynamaya başlayacağız.Komşular gelecek güleceğiz,anlatamayacağız.
Ama öncesinde ben sabah uykusuna dalacağım.

Ölümümüz de sabaha karşı olsun değil mi,sabah serinliğinde.
Gecenin içinden çıkan ruhumuz ayaza doğru ayılsın.Ayılsın ki ayaklar altına alınmasın.
Yollar kar dolu.
Çok dolu.