elinde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elinde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2018 Cumartesi

Ademoğlunun Elinde Ayna

Doğum günüme bir hafta kaldı, yakında 27 olacağım. Bunun için herhangi bir heyecan duymuyorum, doğum günlerine atfettiğim özel bir anlam da yok. Sadece her doğum günümde geçmişe ve akabinde geçen zamana dair anılara dalıyorum. Çocukluk yıllarım geliyor aklıma, genç ve güzel bir anne ile geçirdiğim çocukluğum. Dik duruşlu, evin hem erkeği hem de kadını, çalışan bir anne. Çok gülümsemezdi annem, bana baktığı zamanlar hariç. Ciddi bir ifadesi vardı, hayatı ciddiye alırdı. Mücadeleciydi, yorulmak bilmezdi. Kadından bir kahraman, bir kadınadam. 

Ben sabahları okula gitmek için uyandığımda o çoktan işe gitmiş olurdu, üst kata teyzeme çıkardım. Orada kahvaltımı yaptıktan sonra okula giderdim. Annemin gece mesaiden dönmesini beklerken de uyuyakalırdım. Bazen hafta içleri annemi hiç göremediğim olurdu. Bazı günlerde ise annem havanın kararmasına yakın dönerdi. Apartmanın bahçesinde beklerdim gelmesini, elinde bir çikolata ya da bir hediye paketi olurdu hep. Koşarak sarılırdım ona, beline kadar uzun siyah saçları vardı, yüzüme dolanırdı. Mis gibi, sıcacıktı o zamanlar. 

Sayamayacağım kadar kırılma noktası, 27 biraz ürkütücü belki de. Yaş almaktan korkmuyorum, beni tedirgin eden yılların getirdiği yorgunluk. Daha yolun başı denilebilecek bir yaşta bunca yorgunluk, enerji bitimi, kaygılar, dünya ağrısı. 

Okuldaki çocuklarımı görünce tuhaf oluyorum, onları izlerken kendi çocukluğuma gidiyorum. Nasıl bir masumiyet, nasıl bir saflık üzerlerinde. Sonra yok oluyor bu masumiyet, şarkıda dendiği gibi, ziyan oluyor. Her birimizin sırtında kocaman bir leke, omuzlarında çuvallar dolusu yük. Şehir de yük, insan da yük.

İnsan zamanla yaşamaya da alışıyor, bir avuç mücadelenin içinde giderek sona yaklaşıyor. Arsız kelam, bana habire bir şeyler yazdırıyor. Kimi hayallerinin peşinde, sonu düşünmeden. Hep bir bilmece diyorum ya, sonlu hayat, nihayetinde herkes kırıldığı yerlerden toparlanmaya çalışmakta. Ve son, bir ağıt gibi, bir gölge gibi, ademoğlunun ocağında, aynasında, başında.