boys etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boys etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2013 Perşembe

Girls/Girls/Boys













Panic! At The Disco yeni albümleri "Too Weird To Live,Too Rare To Die" ile 8 Ekim'de özlenen bir çıkış yaptılar.Öncesinde Miss Jackson ve This Is Gospel adlı şarkılarına klipler geldi.Albümün çıkışı ile de Girls,Girls,Boys adlı şarkılarına klip çektiler.

Panic tarzının elektronik bir zemine doğru kayması beni telaşlandırmıyor değil.Özellikle Miss Jackson'da bunu çok net görebildik.Girls,Girls,Boys da aynı tarz bir şarkı.Eski Panic'i özlemiyor değilim lakin bu hallerinden de hoşnutsuzluk duymuyorum,yeni albümlerinin güçlü bir altyapısı olduğunu düşünüyorum.

Klibe gelince,Brendon Urie hiç olmadığı kadar cesur davranmış.Kötü mü olmuş ? Kesinlikle hayır.Brendon Urie'ye hayran biri olarak,çok güzel bir klip olduğunu söyleyebilirim.

23 Ocak 2013 Çarşamba


Boys Don't Cry


Uzun süredir izlemek için köşemde beklettiğim bir filmdi Boys Don't Cry.Filmde üzücü bir hikayenin anlatıldığını bildiğimden izlemeyi hep erteledim sanırım.

Filmin yönetmeni Kimberly Pierce.Andy Bienen ile birlikte yazmışlar senaryoyu.Hikaye ise tanıdık,gerçek yaşamdan alıntı.Yıl 1993.

Açıkça söylemek gerekirse Hilary Swank ilk defa bu film aracılığı ile izlemiş olduğum bir aktrist.Bu filmdeki rolü ile 1999 senesinde Akademi ödülü kazanmış,benim de performansını çok beğendiğim özellikle filmde gözlerini çok iyi kullandığını düşündüğüm oyuncu kişisi.Brendon'ı canlandırıyor.
Diğer bir karakter ise Lana.Lana'yı ise benim bu sene izlediğim Hitt and Miss adlı mini diziden tanıdığım Chlöe Sevigny oynuyor.Donuk bakışlı,başarılı bir aktrist.

Bir kadın bedeni taşıyan fakat kendisini erkek hisseden genç biri Brendon.Küçük tesadüfler sayesinde tanıdığı insanlarla kısa zamanda dost olur ve Lana'ya karşı büyük bir sevgi beslemeye başlar.Lana da onu sever,onun için mücadele etmeye çalışır.
Buraya kadar her şey Brendon ve Lana için çok güzelken işler istedikleri gibi gitmez.Arkadaşları,Brendon'ın bedenen bir kadın olduğunu öğrenirler.Bir anda hepsinin ona karşı tavırları değişir.
Brendon,Lana'nın iki arkadaşı tarafından tecavüze uğrar ardından kurşunlanır.

Bu hikaye bana 1998 yılında ABD'de işkence edilerek öldürülen eşcinsel Matthew Shepard'ın yaşamını anımsattı.

Dün çok fazla gözyaşı döktüm,her gün gözyaşı döküyorum.Tebessüm ederek yaşamaya çalışırken aklıma Brendon geliyor,Matthew geliyor.Ve de nefret cinayetine kurban giden onca iyi yürekli insan.
Çoğu zaman,hayatımın büyük bir bölümünde içinde yaşadığım bu yerkürenin,bu atmosferin gerçek olmadığını düşünüyorum.Gerçek olmamasını istiyorum.Anlamı yok,çünkü içinde yaşaması gereken iyi ve güzel insanlar yok.Brendon yok,Matthew yok.Kötüler var.

Keşke olmasanız.