Ruh halim sürekli gelgitli, sanırım bir sevgilim olsa bu dengesiz durumuma hiç katlanamazdı. Burçlardan falan da anlamam lakin terazi burcu olmanın dengeli olmakla bir ilişkisi olmasa gerek. Yine üzerimde bir halsizlik, okuldan gelince öylece kıyafetlerimle battaniyeye sarınıp gece yarısına kadar uzanıyorum.
Mart ayı boyunca da hiç kitap okuyamadım. 12 Mart ve 18 Mart tören hazırlıklarında çok yoruldum ve vaktim hep koşturmaca ile geçti. Dün çok sevdiğim filmlerden biri olan A Single Man'in müziklerini dinledim. Aynı zamanda edebiyat tarihi içerisinde en sevdiğim metindir Tek Başına Bir Adam. Yıllar evvel Metis Yayınları basıyordu artık Yapı Kredi Yayınları basıyor. Memleketteki evimizde Metis Yayınlarından aldığım bir baskı var. Kısmet olur da bu yaz gidebilirsek yanıma alacağım. Film müzikleri aklıma klasik eserleri getirdi yine. Daha evvel BBC'de mini dizisini izlediğim fakat kitabını okumadığım Jane Eyre adlı yapıtı sipariş ettim. Yanında da Uğultulu Tepeleri. Sanırım Rus edebiyatından sonra İngiliz edebiyatı dönemi başlıyor benim için.
Aslında tarih ve sosyoloji ile ilgili eserler de okumak istiyorum. Lakin her insanın bir ilgi alanı vardır, örneğin sosyoloji ve psikolojiye dair ne kadar çok şey okursam okuyayım zihnimden pek çoğu uçup gidiyor. İçlerinde bir edebiyat öyle değil, tüm hikaye tüm kurgu zihnimde olanca canlılığı ile uzun süreler geçse dahi dans edebiliyor.
Bu cansız durumum ne olacak bilemiyorum, birkaç gündür tek yaptığım şey defterime bir sürü okuma listesi çıkartmak. Kitaplar masamda çoğalınca da rahatsız oluyorum ve her birini hediye ediyorum, okula bağışlıyorum. Bazen de ruh halimden ciddi anlamda sıkılıyorum, tüm yaşantım ev. Aslında böyle olmasından mutluyum da, bir garip ruh hali. İşten eve gelince yorgun olduğum için bir şeyler yapasım gelmiyor. Yine de kendime haksızlık etmeyeyim, hiçbir eğitim almamış olmama rağmen kara kalem çalışmalarına başladım ve çizimlerim birkaç arkadaşım tarafından çok beğenildi, esasen ben de çok beğendim. Bir şeyler çizip duruyorum işte. Sulu boyaya başlamak niyetim var, ona da artık yeni bir eve geçip düzen kurunca başlarım diyorum. Odanın birinde yalnızca çalışma masam var hala, bomboş. Bu sene bir düzen kuramadığımız için böyle oldu, şu evden çıkınca istediğim şeyleri daha rahat yapabilirim diye düşünüyorum. Çünkü beni mutlu eden en önemli mekan ev. Evin içi yaşanılası bir yer olmadığı için bu senem pek de iyi geçmiyor.
Hala okul kıyafetlerimi çıkartmadım, kravatım bile kocaman bir şekilde boynumda asılı duruyor, yatarken çıkaracağım sanırım. Biraz müzik dinleyip tekrar kanepeye döneyim ve uzun uzun tavana bakayım diyorum. Evet, bakayım.