Nietzsche Ağladığında belki de Yalom'un en meşhur kitaplarından biri.Hatta kuşkusuz öyle.Kitabın içinden çıkardığım çok güzel notlar var.Bunlardan biri,baba kavramı ile ilgili olan,fazlasıyla dikkatimi çekti.Henüz altı yaşında,bir vaiz olan babasını kaybeden Nietzsche anlatıyor ;
"Sırtımda babamı taşıma yükünü yaşamadım hiç,onun yargılarının ağırlığı boğazıma çökmedi,benim yaşama hedefim onun tutkularını gerçekleştirmek biçimini almadı.Babamın ölümü bir nimet,bir özgürlük olarak da görülebilir.Onun geçici arzuları asla benim yasam haline dönüşmedi.Kimsenin daha önce geçmediği bir yolu,kendi yolumu kendim keşfetmek üzere tek başıma bırakıldım.Bir düşünün ! Ben,Deccal,sahte inançlarla cinleri kovabilir,her başarım karşısında sitemle acı ceken bir vaiz-babayla yeni hakikatler arayabilir miydim ? Tüm o yanılsamalara karşı yürüttüğüm mücadeleyi kendi kişiliğine bir saldırı olarak görecek bir babayla?"
Belki de bir vaiz olan babasıyla yaşamının zor olacağını düşünen Nietzche,bu kelamları sarf etme gereği duymuştur.Ya da gerçekten özgürlüğüne giden yolu açtığı için,babasına erken ölümünden dolayı minnettarlık duyuyordur.
Çok doğru geldi Nietzche'nin bu sözleri bana,kendi penceremden baktığımda babasızlığın bende de aynı duyguları doğurduğuna kanaat getirdim.
Ayrıntı yayınlarından çıkan,Aysun Babacan tarafından muazzam bir incelikle çevrilen bu kitap muhakkak okunmalı diye düşünüyorum,Yalom'un zekasından çıkan dolu dolu bir yazın çünkü.
