Vay be!
10 yılı burada devirdim. İlk yazmaya başladığım zaman heyecanlı, yeni yetme bir delikanlıydım. Öyle derler bizim oralarda. Burada büyüdüm, yazmasaydım her şey yolunda gitmeyebilirdi benim için. Okula başladığım günden bu yana harflerle aram hep iyi oldu, rakamlarla olmadığı kadar. Kitaplar, dergiler, gazeteler, her bulduğunu okuyan meraklı bir çocuk. Elleri ceplerinde dolaşan, sabahtan akşama kadar ayağında terlikleri ile mahallede oradan oraya koşturan bir oğlan. Şimdi kocaman oldum.
Okumak ve yazmak hayatımda hep ilk sıralarda yer aldı. Sayfalar dolusu yazılar, sayfalar dolusu meseleler. Herkesin bir var oluş sebebi var sanırım bu hayatta, ya da var oluş boşluğunu doldurmaya çalıştığı şeyler. Benim de okumak, yanında eşantiyon olarak da yazmak.
Belki bir 10 sene sonra yine görüşürüz burada ne dersin? Çok şeyler eskiyecek de, sanırım insan çiklet çiğnemek huyundan hiç vazgeçmeyecek.
Esen kalın.
açmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
açmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ocak 2018 Pazartesi
3 Ocak 2017 Salı
Blogger'da 9. Yılım
Tam dokuz yıl önce başlamış blog yazma maceram. 2008 yılında. O zaman henüz 16 yaşında, lise ikinci sınıf öğrencisiydim. Annem o dönemde fabrikada çalışıyordu, bana bilgisayar alabilmek için aylarca para biriktirdiğini anımsıyorum, çok sevinmiştim. Memleketteki evimizin üst katındaki odama kurmuştuk, hatta o gün okuldan erken ayrılmıştım, bilgisayarımı ve internetimi kurmaya gelecekler diye. Sonra annem yine para biriktirip bir genç odası takımı almıştı bana.
Bilgisayar kurulur kurulmaz yaptığım ilk şeyin elektronik bir günlük tutmak olduğunu hatırlıyorum yani yine bana heyecan veren en önemli hadiselerden biri yazmakmış o dönemde de.
İlk yazılarıma dönüp baktığımda yaşımın vermiş olduğu özellikler neticesinde epey ergen, farklı olma çabaları içerisinde, yaşından büyük kitaplar okuyan, iddialı cümleler kuran ve rocktan heavy metale kadar çeşitli müzikler dinleyen tam bir liseli görüyorum. Neyse ki bu dönemler gelip geçti, okuduk, öğrendik, yaşadık ve yaş oldu 25.
Şimdi geriye dönüp baktığımda tebessüm ederek anımsıyorum o günleri. Küçük bir kasaba, kendi dünyasında, kendinden başka dünyaları tanımaya çalışan, her şeyden önce kendini tanımaya çalışan genç bir erkek.
Dokuz yıldır aralıksız yazıyor olmam çok mutlu ediyor beni, hala bilgisayarımın karşısına geçtiğimde heyecan duyuyorum, yazacağım şeyleri önceden planlıyor ve bununla ilgili ufak notlar tutuyorum kenara. Bu arada ilk yazmaya başladığım masaüstü bilgisayarım hala memleketteki evimizde, üstelik aynı yerde duruyor, artık çalışmıyor olsa da.
Peki neden "beyaz çiklet?" Pek çok şeyi anımsıyorum, ne yazık ki bu konu hakkında net bir şeyler hatırlayamıyorum. Sanırım o dönemde "beyaz çiklet" adında ya da içinde "beyaz çiklet" geçen bir şiir yazmıştım. Çok sonraları öğrendim "beyaz çiklet"in bir balık türü olduğunu. Ne tesadüf, ben de pek alık, balık gibi bir insanımdır ya!
Yazma serüvenim benim dışımda gelişen bir aksilik olmazsa devam edecek. Bir ergenden genç bir yetişkine doğru dönüştüğüm, değiştiğim süre boyunca yazı kültürüm de değişiklik gösterdi. Artık daha sade, kültür sanat ağırlıklı yazar oldum, özel hayatıma dair paylaşımlarım ise oldukça sınırlı hale geldi. Bu çizgiyi seviyorum, böyle devam etmesini temenni ediyorum.
En uzun yaşayan "beyaz çiklet" olma yolunda ilerliyorum sanırım, aman zeval gelmesin. Tahtalara vuralım.
Bilgisayar kurulur kurulmaz yaptığım ilk şeyin elektronik bir günlük tutmak olduğunu hatırlıyorum yani yine bana heyecan veren en önemli hadiselerden biri yazmakmış o dönemde de.
İlk yazılarıma dönüp baktığımda yaşımın vermiş olduğu özellikler neticesinde epey ergen, farklı olma çabaları içerisinde, yaşından büyük kitaplar okuyan, iddialı cümleler kuran ve rocktan heavy metale kadar çeşitli müzikler dinleyen tam bir liseli görüyorum. Neyse ki bu dönemler gelip geçti, okuduk, öğrendik, yaşadık ve yaş oldu 25.
Şimdi geriye dönüp baktığımda tebessüm ederek anımsıyorum o günleri. Küçük bir kasaba, kendi dünyasında, kendinden başka dünyaları tanımaya çalışan, her şeyden önce kendini tanımaya çalışan genç bir erkek.
Dokuz yıldır aralıksız yazıyor olmam çok mutlu ediyor beni, hala bilgisayarımın karşısına geçtiğimde heyecan duyuyorum, yazacağım şeyleri önceden planlıyor ve bununla ilgili ufak notlar tutuyorum kenara. Bu arada ilk yazmaya başladığım masaüstü bilgisayarım hala memleketteki evimizde, üstelik aynı yerde duruyor, artık çalışmıyor olsa da.
Peki neden "beyaz çiklet?" Pek çok şeyi anımsıyorum, ne yazık ki bu konu hakkında net bir şeyler hatırlayamıyorum. Sanırım o dönemde "beyaz çiklet" adında ya da içinde "beyaz çiklet" geçen bir şiir yazmıştım. Çok sonraları öğrendim "beyaz çiklet"in bir balık türü olduğunu. Ne tesadüf, ben de pek alık, balık gibi bir insanımdır ya!
Yazma serüvenim benim dışımda gelişen bir aksilik olmazsa devam edecek. Bir ergenden genç bir yetişkine doğru dönüştüğüm, değiştiğim süre boyunca yazı kültürüm de değişiklik gösterdi. Artık daha sade, kültür sanat ağırlıklı yazar oldum, özel hayatıma dair paylaşımlarım ise oldukça sınırlı hale geldi. Bu çizgiyi seviyorum, böyle devam etmesini temenni ediyorum.
En uzun yaşayan "beyaz çiklet" olma yolunda ilerliyorum sanırım, aman zeval gelmesin. Tahtalara vuralım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)